İklim hasarına karşı devletin ihmali ile ilgili karar, çevre davalarındaki önceki hükümlerin mantıklı bir devamı olarak görülüyor ve gözlemcilere göre iklim kriziyle ilgili "tarihi" bir dayanak olarak kabul ediliyor.
Bu dava, İsviçreli yaşlılardan oluşan bir dernek tarafından açıldı; dernek, küresel ısınmanın sağlıkları üzerindeki etkisinden endişe duyuyor ve İsviçre hükümetinin yeterince önlem almadığını iddia ediyor. Hükümetlerinin politikalarının, Paris Anlaşması'ndan gelen 1,5 derece Celsius sınırının altında tutmak için "açıkça yetersiz" olduğunu ileri sürüyorlar.
Lüksemburg'daki Mahkeme, İsviçre Federal Devleti'nin İklim Değişikliği Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğine karar verdi. Bu karar, önceki iki Hollandalı hâkim kararına büyük oranda benziyor. Bu davalarda Hollanda Devleti ve Shell petrol şirketi, çevre örgütlerinin şikayetleri üzerine sera gazı emisyonlarına karşı yeterince önlem almamakla suçlanmıştı.
Portekizli gençlerin benzer şikayeti Avrupa Birliği Mahkemesi tarafından reddedildi. Davaları sadece Portekiz'e değil, tüm AB üyelerine ve ayrıca Norveç, İsviçre, Türkiye, Birleşik Krallık ve Rusya'ya karşıydı. Bu coğrafi yayılım, şikayetlerinin reddedilmesine neden oldu. AİHM, Sözleşmede başvuranların talep ettiği "territoryum dışı yargı yetkisi"ne dair bir dayanağın bulunmadığına hükmetti.
Üçüncü dava ise Fransız Grande-Synthe belediyesinin eski belediye başkanı Damien Careme tarafından açıldı. Careme, Fransız hükümetinin eksiklikleri yüzünden deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle şehrinin tehlikede olduğunu şikayet ediyor. Ancak hâkimler, onun 'mağduriyet statüsünü' reddetti; çünkü kendisi artık Fransa'da yaşamıyor ve Avrupa Parlamentosu üyesi olarak Brüksel'e taşınmış durumda.
Not: Bu makalenin başlığı, kararın Lüksemburg'daki AB Mahkemesi tarafından değil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verildiğini açıklığa kavuşturmak için değiştirilmiştir.

