İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılma şekliyle ilgili müzakereler hemen hemen sonuçsuz kalmaya devam ediyor. İngiliz Başbakan Johnson çevresinden anonimler, hükümetinin uzlaşmacı olduğunu ancak İrlanda (Kuzey İrlanda) ile ilgili İngiliz tarafı için bir çözüm bulunmadığını belirtiyor.
Johnson, Salı sabahı erken saatlerde Almanya Başbakanı Angela Merkel ile telefon görüşmesi yaptı. İngiliz medyasına göre Merkel, Londra Kuzey İrlanda'nın Avrupa Gümrük Birliği'nin bir parçası kalmasını kabul etmedikçe bir çıkış anlaşmasının artık çok olası olmadığını söyledi. Ancak Johnson bunun kabul edilemez olduğunu ve bu nedenle esasen her türlü anlaşmayı imkânsız hale getirdiğini belirtiyor. Kuzey İrlanda üzerinden AB'ye bağlı kalmak istemiyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, bu hafta sonuna kadar İngilizlerden uygulanabilir bir plan görmeyi istediğini söyledi.
Johnson, İngiltere'nin ayrılmasından sonra geçici olarak İrlanda Cumhuriyeti ile Kuzey İrlanda arasında serbest mal hareketinin devam etmesini istiyor. Bu, gümrük birliğinden daha az kapsamlı bir uygulama. Johnson'ın selefi Theresa May'in Brüksel ile yaptığı Brexit anlaşmaları özellikle Kuzey İrlanda'nın gelecekteki statüsüyle ilgili maddeler nedeniyle çökmüştü.
İngiliz muhalefet partisi İşçi Partisi, Johnson'ın Brexit anlaşmasının esasen imkânsız hale geldiğine dair açıklamasını müzakereleri sabote etmek için yapılan alaycı bir taktik olarak nitelendirdi.
May döneminde AB, pratikte tüm Birleşik Krallık'ın Avrupa Gümrük Birliği'nde kalmasını öngören bir 'backstop' (yedek önlem) düzenlemesi yapmıştı; AB ile Londra arasında yeni bir serbest ticaret anlaşması yapılana kadar. Ancak İngiliz Avam Kamarası buna onay vermemişti.
Johnson anlaşmayı değiştirdi ve geçiş dönemi sonrası 2021 başında Kuzey İrlanda'nın da krallığın geri kalanı gibi gümrük birliğinden çıkmasını istiyor. Ada üzerindeki sert sınırın oluşmasını önlemek için, Cumhuriyet ile Kuzey İrlanda arasında mal hareketinin en az 2025'e kadar serbest kalmasını öneriyor.
AB Başkanı Donald Tusk, sosyal medyada Johnson'a karşı alışılmadık derecede sert ve diplomatik olmayan ifadeler kullandı: "Avrupa ve Birleşik Krallık'ın geleceği, halkımızın güvenliği ve çıkarları tehlikede. Anlaşma istemiyorsun, erteleme istemiyorsun, ayrılma kararını geri almak istemiyorsun, peki aslında ne istiyorsun?"

