Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu ve 27 bakanın temsilcileri, Avrupa Birliği’nin ortak tarım politikasını (CAP) reforme etmek için Brüksel’de Perşembe ve Cuma günleri yeni bir “süper trilog”da anlaşmaya varmaya çalışıyorlar.
Eğer Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu ve 27 bakanın müzakerecileri anlaşmaya varırlarsa, anlaşma önümüzdeki Pazartesi ve Salı günleri Lüksemburg’da düzenlenecek AB bakanlar toplantısında onaylanabilir.
Anlaşma sağlanamazsa, CAP yenileme müzakereleri Portekiz tarafından yılın ikinci yarısında geçici AB dönem başkanlığı görevini üstlenecek Slovenya'ya aktarılacak. Bu durumda daha fazla gecikme bekleniyor.
Geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan müzakereler, anlaşmayı sonuçlandıramamanın getirdiği suçlamalarla sona erdi; bu suçlamalar Konsey (ülkeler), Avrupa Parlamentosu ve hatta Avrupa Komisyonu arasında gerçekleşti.
CAP’nın büyük kısmı üzerinde anlaşma sağlanmış olsa da, sadece detaylar, bölümler ve istisnalar hakkında değil, ana konularda da önemli görüş ayrılıkları var. Bu durum müzakereciler arasında hâlâ sürtüşmelere yol açıyor.
Çiftçilerin işletmelerinde Çevre ve İklim konularına daha fazla dikkat etmesini sağlamak için öngörülen eko-destek programları en büyük anlaşmazlık noktası. Bazı ülkeler, iki yıllık bir deneme ve uyum süresi talep ediyor. Çevresel hedeflere ulaşamayan çiftçilerin bile desteklerini almaya devam etmesi gerekiyor deniliyor.
Geçen hafta Avrupa Sayıştayı'nın bir raporundan, son yıllardaki tarım desteklerinin çevreyi temizleme veya iklimi iyileştirme konusunda neredeyse hiç etkisi olmadığının ortaya çıktığı belirtildi. Hem destekleyenler hem de karşı olanlar bu sonucu, CAP desteklerinin daha fazla veya daha az verilmesi çağrısını yapmak için kullanıyorlar.
Bazıları, çiftçilerin çok fazla AB desteği aldığını ancak bunu iklim ve çevre için çok az kullandığını söylüyor. Diğerleri ise bu desteklerin bu amaçla verilmediğini, AB fonlarının sadece çiftçilere ‘gelir desteği’ olduğunu belirtiyor. Ayrıca bu nedenle Yeşil Mutabakat kapsamında tarımda çevresel hedeflerin tam da şimdi belirlenmesi gerektiğini savunuyorlar.

