Yönerge, sıklıkla sömürü ve adaletsiz çalışma koşullarına karşı savunmasız olan platform çalışanlarına daha iyi koruma sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Avrupa Parlamentosu, personeli için sosyal prim ödemeyen Uber gibi taksi şirketleri gibi platform şirketlerini kurallara bağlamak istemektedir; çünkü bu çalışanların -onların iddiasına göre- ücretli çalışan sayılmadığı düşünülmektedir. Platformlar işçileri serbest meslek sahibi olarak kiralamakta ve böylece emeklilik hakları ve tatil günleri gibi sosyal haklardan mahrum kalmaktadırlar.
AB ülkelerinden ve Avrupa Parlamentosu’ndan müzakereciler, yıllarca süren görüşmelerden sonra daha net kurallar üzerinde uzlaşmaya vardı. Ancak nihai oylamalarda 27 AB ülkesi arasında gerekli nitelikli çoğunluk sağlanamıyor. Yunanistan, Estonya ve Almanya, 11 Mart’ta oy kullanmaktan çekineceklerini belirtirken Fransa ise karşı oy kullanacak.
Almanların oy kullanmama kararı, SPD, Yeşiller ve FDP koalisyonundaki "iş anlaşması"ndan kaynaklanmakta; fikir ayrılıkları halinde AB düzeyinde oy kullanmaktan kaçınıyorlar. Bu özel durumda Alman liberaller, serbest piyasayı yeni kurallara bağlamak istemiyor ve internet tabanlı yeni hizmet türündeki şirketlerin büyümesini engellemek istemiyorlar.
Bu durum, ücretli personeli eskimiş olarak tanımlayan ve daha fazla serbest çalışma, daha fazla serbest meslek sahibi ve yarı zamanlı işlerin gelişini yeni ekonomik gelecek olarak karşılayan Fransız liberal Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un yaklaşımına da yakındır.
Avrupa Komisyonu verilerine göre, Avrupa Birliği genelinde yaklaşık 500 dijital çalışma platformu bulunmaktadır ve bu platformlar toplam 20 milyar euro gelir elde etmekte ve 28 milyondan fazla kişiye iş olanağı sağlamaktadır. Bunların yarısından fazlası yasal asgari saat ücretinden daha az kazanmaktadır.
Avrupa Parlamentosu’na göre, Fransa’daki, Estonya’daki ve Almanya’daki liberal liderler ile muhafazakar Yunan başbakan, tüm çalışanları ve dijital çağda Avrupa ekonomisini korumak için tarihi bir fırsatı engelliyorlar.
Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi Agnes Jongerius (S&D/PvdA), dört ülkeye çağrıda bulunarak konunun, tedarik zinciri sorumluluğu ve özen yükümlülüğü (due diligence) ile ilgili yeni Avrupa yönergesinde olduğu gibi tıkanmasına izin verilmemesini istedi. Jongerius, bu konuda Almanya Şansölyesi Olaf Scholz ve FDP liderliğiyle görüşmeler yapıldığını belirtti.
"Mevcut tıkanma, Avrupa sosyal modeli için büyük bir tehdittir. Bazı liberal ve muhafazakar güçler sosyal Avrupa’yı tehlikeye atıyor ve Avrupa’nın küresel iş hukuku alanında öncü olma şansını kaçırmasına neden oluyor," dedi Jongerius.

