Bu karar, İtalyan hükümeti ve mülteci barındırma planları için önemli bir yenilgi anlamına geliyor.
İtalya geçen yıl, reddedilen mültecileri geçici olarak Arnavutluk topraklarındaki kamplarda barındırmak istiyordu, ancak başvuruları İtalya'da yapılacaktı. Avrupa Adalet Divanı'na göre bu yöntem Avrupa kurallarıyla çelişiyor. Mahkeme, yalnızca Avrupa kurumlarının hangi üçüncü ülkelerin güvenli olarak kabul edileceğine karar verebileceğini vurguluyor.
Mahkeme kararı, mültecilerin geçici olarak Arnavutluk'ta işlenmesine dair İtalya planına yönelik eleştirilerin doğrudan bir sonucu. İtalya, bu anlaşmayı kendi mülteci sistemine olan baskıyı azaltmak için yenilikçi bir yöntem olarak sundu. Ancak Mahkeme, İtalya'nın tek başına Arnavutluk'u güvenli üçüncü ülke olarak belirleyemeyeceğini belirtiyor.
Karar, AB dışındaki göçmen işlemlerinde ulusal hükümetlerin karşılaştığı sınırlamaları açıkça ortaya koyuyor. Ülkeler sadece güvenlik, insan hakları ve barınma olanakları gibi net AB standartlarını karşılayan ülkelere göçmenleri geri gönderebilir. Kendi güvenli ülke listelerini hazırlamaları artık mümkün değil.
İtalya planı etrafındaki tartışma, Akdeniz üzerinden Avrupa topraklarına ulaşan mültecilerin sürekli gelişine dayanıyor. Özellikle İtalya, Kuzey Afrika'dan organize insan kaçakçıları tarafından kullanılan kötü durumdaki teknelerle çok sayıda kişinin gelmesiyle karşı karşıya.
Aynı zamanda, Avrupa'nın mülteci politikası uzun yıllardır eleştiri altında. AB ülkeleri hâlâ ortak bir politika konusunda anlaşamadı; bunun sebepleri arasında mültecilerin dağılımı konusunda anlaşmazlıklar bulunuyor. Bazı ülkeler yapısal olarak mültecileri kabul etmeyi veya AB ülkeleri arasında yeniden dağılıma katkıda bulunmayı reddediyor.
Avrupa Mahkemesi'nin kararı, Avrupa kurumlarına net ve ortak kurallar oluşturma baskısını artırıyor. İtalya ile Arnavutluk arasındaki anlaşma gibi ulusal çözümler Mahkeme tarafından sınırlandırılıyor. Böylece ülkelerin ortak sorumluluklarından kaçmaları önleniyor.
Yine de, AB içindeki görüş ayrılıkları büyük kalmaya devam ediyor. Kamuoyunda, daha fazla dayanışma talep eden ülkeler ile ulusal sınırlarına bağlı kalan ülkeler arasındaki gerilim artıyor. AB çapında bir göç anlaşmasına varma çabaları zorluklarla ilerliyor ve sıklıkla bireysel hükümetlerin engellemeleriyle karşılaşıyor.

