Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), domuz kesimhaneleriyle ilgili bir raporda hayvan ızdırabının hemen hemen tüm vakalarının personel yetersizliklerinden kaynaklandığını tespit etti. Rapor, domuzların varışından boşaltılmasına, bayıltılmasına ve öldürülmesine kadar kesim sürecindeki toplam 30 en yaygın durumu sıralıyor.
Tavukçuluk üzerine benzer önceki bir tavsiye raporunda olduğu gibi, hayvan refahına yönelik tehditlerin çoğu – 30 durumdan 29’u – personel eksikliklerinden, örneğin yetersiz eğitim ya da yorgunluktan kaynaklanmaktadır. Tanımlanan hayvan ızdırabı vakaları arasında aşırı sıcak stresi, susuzluk, uzun süre açlık ve nefes darlığı yer almaktadır.
Raporda özellikle personelin yetersiz beceri veya yetersiz eğitimi üzerinde durulmaktadır. Hayvan ızdırabıyla ilgili refah sorunları çalışma alanları, ekipman ya da işletme yönetiminde belirtilmemiştir. Ancak yanlış inşa edilmiş tesisler tehlike oluşumunda ek bir faktör olarak ortaya çıkmış, ancak asıl neden olmamıştır. "İyi tasarlanmış ve donatılmış bir kesimhanede bile personel eğitimi, hayvan ızdırabını önlemek için önemli bir önleyici tedbirdir" denilmektedir.
Hayvan refahıyla ilgili rapor, AB’nin yeni sürdürülebilirlik politikası olan Yeşil Anlaşma’nın bir parçasını oluşturur. Bu politika içinde gıda politikası, Çiftlikten Sofraya stratejisi, kilit bir rol oynamaktadır. Bu yeniden değerlendirme sürecinin bir parçası olarak, Avrupa Komisyonu şu anda hayvan refahına dair tüm mevcut düzenlemeleri gözden geçirmektedir. Bu hafta başında yapılan bir toplantıda AB Sağlık ve Gıda Güvenliği Komiseri Stella Kyriakides, "hayvan refahı mevzuatında uygun bir reformun" gerekli olduğunu söyledi. Bu reform 2023 yılı planlarında yer almaktadır.
Hayvan refahı bugüne kadar öncelikle Tarım Komitesi’nin konusu olmuştur. Ancak bu hafta yayımlanan başka bir AB çalışması, tarım alanının gelecekte bu konuda çok daha az söz sahibi olacağını göstermektedir. Bu çalışmada, Yeşil Anlaşma’nın hangi AB departmanları tarafından yürütüleceği ve bu departmanların hangi genel müdürlükler (DG’ler) altında toplanacağı anlatılmaktadır.
Planlanan 27 bürokratik danışmanlık ve siyasi karar alma değişikliğinin sadece dokuzunda DG-AGRI öncü rol oynayacaktır. Diğer durumlarda ise Çevre, Gıda Güvenliği, Sürdürülebilirlik, Çalışma Koşulları veya Bölgesel Kalkınma bölümleri sorumlu olacaktır. Yeşil Anlaşma içinde Tarım, birçok bileşenden sadece biri olarak yer alacaktır.
Benzer bir “güç ve yetki mücadelesi” şimdi Avrupa Parlamentosu'nun çeşitli komisyonları arasında da yaşanmaktadır. Geçen yıl da hangi komisyonun hangi konuda söz sahibi olacağı konusunda tartışmalar olmuştur. Geçen hafta, Çevre Komisyonu (ENVI) Başkanı Fransız Pascal Canfin’den basına sızdırılan bir mektupta, ENVI komisyonu, Çiftlikten Sofraya hazırlık sürecinde diğer komisyonla kurulmuş olan gayri resmi işbirliğini sonlandırdığını bildirmiştir.
Her iki komisyon arasındaki Ortak Tarım Politikasının (OTP) revizyonu üzerindeki görüşmeler oldukça zor ilerlemiştir. ENVI gölge raporcularının görüşmelerden çekilmesi kararı iki hafta önce alınmıştır. Bu komisyonun siyasi grup liderleri, AGRI meslektaşlarıyla olan ayrımın kapanamaz olduğunu düşünmektedir. AGRI Tarım Komitesi üyeleri ise bu duruma hayal kırıklığıyla yaklaştığını belirtmiş ancak henüz resmi bir açıklama yapmamıştır.
Muhtemelen Pazartesi günü, Tarım Komitesi’nin aylık toplantısında bu konu ele alınacaktır. O toplantıda Çevre Komiseri Sinkevicius’la bir görüşme planlanmıştır. Çevre, Okyanus ve Balıkçılık Komiseri ile yapılacak fikir alışverişi, tarım arazilerindeki biyoçeşitlilik üzerine olacaktır.

