İspanya'da erken seçimlerin doğrudan sebebi, geçen hafta yaşlı bir kadının evden tahliye edilmesine yönelik kitlesel protestoların ardından konut politikasıyla ilgili bir yasa tasarısının reddedilmesi oldu. Sanchez'in merkez sol azınlık hükümeti, son birkaç yıldır bazı tartışmalı sübvansiyon skandalları ve kayırmacılık nedeniyle sağcı, cumhuriyetçi ve popülist partilerin eleştirilerine maruz kalıyor.
Konut Piyasası
Son zamanlarda yapılan kamuoyu yoklamalarında iktidardaki PSOE partisi iyi durumda görünmüyordu, ancak yıllardır devam eden ve tekrar alevlenen neo-liberal kiralık konut piyasasının özelleştirilmesine karşı protestolar daha önceki skandallardan dikkati uzaklaştırıyor. Özellikle sağcı Halk Partisi'nin (PP) önceki hükümetinin etkisiyle İspanya'da en uygun fiyatlı kiralık konutların çoğu özelleştirilmiş ve sermayeleştirilmiştir.
Sağ Kanat Çoğunluk
Geçen Cuma parlamento, Sanchez hükümetinin kiracıları daha iyi korumayı amaçlayan iki önergesini reddetti. Bu öneriler, yüksek kiralar, konut sıkıntısı ve tahliyelere karşı geniş çaplı protestolar sonrası hazırlandı. Tasarılar arasında en savunmasız kiracıların tahliye edilmesini engellemek ve kira sözleşmelerinin uzatılmasını sağlamak gibi önlemler vardı.
Promotion
Muhafazakâr Halk Partisi (PP), aşırı sağ Vox ve Katalan bağımsızlık partisi Junts bu önerilere karşı oy kullandı ve merkez sol azınlık hükümetine ağır bir darbe indirdi. Bu oylama, Sanchez'in parlamentoda ne kadar zorda olduğunu yeniden gösterdi.
Baskı Altında
Sanchez ve Sosyalist Parti (PSOE) yolsuzluk iddiaları ve skandallar nedeniyle zaten baskı altındaydı. Başbakan buna rağmen görev süresinin tamamını doldurmak istediğini ve seçimlerin ancak 2027 sonunda yapılacağını defalarca belirtmişti. Çeşitli son anketlerde Halk Partisi PP yaklaşık %33-34 civarında, PSOE ise %26 civarında oy alıyor. Popülist Vox ise yaklaşık %18 ile belirgin şekilde daha yüksek bir destek sağlıyor.
Sanchez'in sallantılı konumu, Fransa, İtalya, Polonya ve Almanya'daki mevcut hükümet liderlerinin durumlarıyla birçok benzerlik gösteriyor. Bu dört büyük AB ülkesinde önümüzdeki yıl seçimler yapılacak ve bu ülkelerde de yükselen radikal sol ve aşırı sağ partiler bulunuyor.
Erteleme Korkusu
Avrupa Parlamentosu'nda EPP Hrıstıyan demokratlarının (aşırı) sağcı çoğunluğun desteğiyle yasa tasarılarını yumuşatması veya sertleştirmesi giderek daha sık yaşanırken, gelecek yıl AB hükümet liderlerinin çoğunluğunun "siyasal rengi" değişebilir. Bu durum, Avrupa'da acilen gereken reformlar üzerinde belirsizliklere yol açabilir.
Gecikmeler ve iktidar değişiklikleri endişesi, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen'in önümüzdeki iki-üç ay içinde Brüksel ve Strasbourg'da çok sayıda dosyada nihai kararların alınmasını sağlama çabasının nedenlerinden biridir.

