Parlamento'nun çoğunluğu, sanayi için ödeme zorunluluğunu geçici olarak durdurma önerisini destekledi. Bu öneri, muhafazakar ve sağ bloklar tarafından getirildi. Bunlar, Avrupa Komisyonu'nun öncelikle maliyetler ve kirlilikten sorumlu sektörler hakkında yeni araştırma yapmasını istiyor.
Avrupa Parlamentosu'ndaki diğer gruplar ise böyle bir askıya karşı çıkıyor. Onlar da yeni araştırmayı destekliyor ancak 'kirleten öder' ilkesinin devam etmesi gerektiğini düşünüyorlar. Araştırma sürerken direktifin uygulanmasının ertelenmemesi gerektiğini savunuyorlar.
Bakanlar da kararsız
Geçen hafta, 27 AB ülkesinin sağlık bakanları arasında ilaç şirketlerinin atık sulardan ilaç kalıntılarını çıkarması gerektiği (okuyun: kanalizasyon arıtma tesislerinin modernizasyonuna ortak ödeme yapması) konusunda fikir ayrılıkları olduğu ortaya çıktı.
Promotion
Komisyon tarafından önerilen direktif, ilaç ve kozmetik şirketlerinin atık su tesislerinde ek bir arıtma aşamasının maliyetinin önemli bir kısmını üstlenmelerini şart koşuyor. Bu yeni arıtma, ilaç kalıntıları ve mikroplastikler gibi mikro kirleticilerin sudan uzaklaştırılması için öngörülüyor.
İlaç kıtlığı mı?
Geçici askıya alma taraftarları, düzenlemenin Avrupa ilaç endüstrisine baskı oluşturabileceği uyarısında bulunuyor. Onlara göre, artan maliyetler ilaçların temin edilebilirliğini etkileyebilir. Bu yüzden öncelikle Avrupa Komisyonu'nun hesaplamalarının doğruluğunun netleşmesi gerektiğini savunuyorlar.
İlaç sektörü de direktife temel olan tahminleri kabul etmiyor. Sektör, beklenen maliyetlerin Komisyon'un hesapladığından daha yüksek olduğunu ve sadece ilaç ve kozmetik şirketlerinin atık su kirliliğinden sorumlu olmadığını belirtiyor.
Sorumluluğun kaydırılması
Askıya alma karşıtları ise 'kirleten öder' ilkesinin zayıflatılacağından endişe ediyor. Endüstrinin katkısının ertelenmesi durumunda maliyetlerin sonunda su şirketleri, devlet veya vatandaşlara yüklenebileceği uyarısında bulunuyorlar.
Hemen hemen tüm siyasi gruplar, maliyetler ve kirliliğin paylaşımıyla ilgili bağımsız bir araştırmanın gerekli olduğu konusunda hemfikir. Anlaşmazlıklar ise mevcut yükümlülüklerin araştırma süresince askıya alınıp alınmaması üzerinedir.
Kabul edilen karar bağlayıcı nitelikte olmasa da Avrupa Komisyonu üzerinde siyasi baskıyı artırıyor. Önümüzdeki dönemde yeni araştırmadan hangi sonuçların çıkarılacağı ve bunun Avrupa atık su direktifinin uygulanmasına etkileri ortaya çıkacak.

